Belleğin bilim merkezlerinin mimarisinde zamansallığın tasarlanmasına etkisinin hauntolojik perspektifle tanımlanması
Künye
Şat, Esra. Belleğin bilim merkezlerinin mimarisinde zamansallığın tasarlanmasına etkisinin hauntolojik perspektifle tanımlanması. Yayınlanmamış doktora tezi. Balıkesir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, 2025.Özet
Bu çalışma, bilim merkezlerinin mimarisinde geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki etkileşimleri hauntolojik bir perspektifle ele alarak, mekânsal belleğin zamansallıkla nasıl biçimlendiğini tartışmaktadır. Derrida’nın hauntoloji kavramı, tezde var ile yok arasındaki belirsiz geçişleri, geçmişin bugüne sızmasını ve geleceğin şimdideki etkilerini incelemeye olanak sağlayan bir kavram olarak ele alınmıştır. Bu bağlamda, bilim merkezleri bilimsel bilgi aktarma ve deneyimleme alanları olmalarının yanında, ulusal kimlik, toplumsal bellek ve ideolojik söylemlerle iç içe geçmiş kültürel mekânlar olarak ele alınmaktadır. Çalışmada Tübitak tarafından desteklenen büyük ölçekli bilim merkezleri yapıları arasından Konya, Kocaeli, Elazığ, Kayseri, Antalya Bilim Merkezleri ve Bursa GUHEM çalışma alanları olarak seçilmiş ve hauntolojik açıdan değerlendirilmiştir. Yapılarda kentsel ve toplumsal bağlam, mekan ilişkileri, işlev, form, malzeme ile imge, simge, sembol değerleri gibi unsurlar üzerinden hauntolojik izler sürülmüştür. Bu unsurlarda görülen geçmiş, şimdi ve gelecek hayaletlerinin hangi nedenlerle ve etkilerle belirdiği analiz edilip tartışılmıştır.
Bulgular, bilim merkezlerinin geçmişin hayaletleri (kültürel miras, geçmiş stiller, geçmiş idealler gibi) ile geleceğin hayaletleri (iklim değişikliği, bilim ve ilerleme söylemleri, ideoloji gibi) şimdinin de hayaletleriyle (tüketim ve evrensellik gibi) bir arada barınabildiğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, bilim merkezleri ne tamamen geçmişe ait ne de tamamen geleceğe yöneliktir; her iki zamansallığın da iç içe geçtiği ve şimdinin etkileriyle birleştiği hibrit mekânlardır. Sonuç olarak, bu çalışma, bilim merkezlerinin mimari üslubunun zamansallık katmanlarıyla nasıl şekillendiğini ve hauntolojik bir yaklaşımla nasıl okunabileceğini ortaya koyarak, mimarlık tarihi ve kuramı bağlamında yeni bir değerlendirme yöntemi önermektedir.
Böylece Türkiye’deki 2000’li yıllarda inşa edilen özellikle kamusal ve kültürel projelerde geçmişi referans alarak yorumlanan yapılar hakkındaki mimari üslup tartışmalarına yeni bir bakış önermektedir. This study examines the interactions between the past, present, and future in the architecture of science centers from a hauntological perspective, discussing how spatial memory is shaped by temporality. Derrida’s concept of hauntology is approached in the thesis as a framework that enables the examination of ambiguous transitions between presence and absence, the persistence of the past in the present, and the influences of the future on the now. In this context, science centers are considered not only as spaces for the transmission and experience of scientific knowledge but also as cultural sites intertwined with national identity, collective memory, and ideological discourses. Among the large-scale science centers supported by TÜBİTAK, the Konya, Kocaeli, Elazığ, Kayseri, and Antalya Science Centers, along with Bursa GUHEM, have been selected as case studies and evaluated from a hauntological perspective. Hauntological traces have been pursued in these structures through elements such as urban and social context, spatial relationships, function, form, material, and the values of image, symbol, and emblem. The
study analyzes and discusses the reasons and impacts behind the emergence of the ghosts of the past, present, and future within these elements.The findings reveal that science centers accommodate the ghosts of the past (such as cultural heritage, historical styles, and past ideals), the ghosts of the future (such as climate change, discourses of science and progress, and ideology), and the ghosts of the present (such as consumerism and universality) simultaneously. In this regard, science centers are neither entirely rooted in the past nor solely oriented toward the future; rather, they are hybrid spaces where both temporalities intertwine and merge with the influences of the present. Ultimately, this study proposes a new method of evaluation within the context of architectural history and theory by demonstrating how the architectural style of science centers is shaped by layers of temporality and how they can be interpreted through a hauntological approach. Thus, it offers a fresh perspective on architectural style debates
concerning public and cultural projects in Turkey, particularly those built in the 2000s, which engage with the past as a reference in their design and interpretation.